+ Köprübaşı Forum » KÜLTÜR VE SANAT » EDEBİYAT » Nesir(Roman,Hikaye,Deneme...)
Sayfa: [1]
Konu: Hayden Köprübaşı'na(Naçizane bir söyleşi)  (Okunma Sayısı 5658 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 05 Ocak 2010, 23:19 »
Ceyhun Ayar
» Deneyimli Üye
****


Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 294

Hayden Köprübaşı'na(Naçizane bir söyleşi)

Hiç düşündünüz mü? Memleketinizi ne kadar seviyorsunuz? Köprübaşı sizin için ne ifade ediyor? Karadeniz'i ne kadar iyi tanıyor ve tanıtıyorsunuz?  Memleketinizden ayrı kalmak sizi nasıl etkiliyor? Memlekete gitme fırsatı bulduğunuzda neler hissediyorsunuz?

Hani bazı insanlar vardır "Rebb'ume şukurler ossun, dünyaya Karadenizli olarak geldum." derler ya, bu Karadenizli olamayanları çok sinirlendirir; ama bir fırsatını bulup da Karadeniz ile tanıştıklarında ne kadar haklı olduğumuzu anlarlar. 2005-2006 yılarında Muş Bulanık'ta asker öğretmenlik görevinde bulunmaktaydım. Tabii ki her fırsatta memleketimizi dile getirip kıyaslamalarda bulunurdum. Karlar eriyince bir kış boyunca dinlediğim, neredeyse dünyanın yedi harikasından biri olarak düşünmeye başladığım "Çeşmebaşı" adını verdikleri yere piknik düzenledik okulca. Buradaki doğal güzellik birkaç söğüt ve kavak ağacıyla birlikte akan bir dereden teşekküldü.Öğrencilerin gözleri merakla bana çevrilmişti. Nasıl hocam, beğendiniz mi, dediğimiz kadar var, değil(Soru eki "mi"yi kullanmak Doğu'da pek sık rastlanan bir durum değildir), gibi sorular sorup beni köşeye sıkıştırmak istiyorlardı. Ben de onları üzmemek için, evet, çok güzel bir yer burası, harika, deyip gönüllerini kazanıyordum. Bir saat sonra başlayan fırtına pikniği mahvetmişti. Bütün malzemelerimiz toz toprak olmuştu. Biz de köyümüzün yolunu tutmuştuk. Ev sahibimin İsa adında bir oğlu vardı. Bu kıyaslamalarda benimle en çok tartışan kişilerden biriydi. Gerçi hoşuma da giderdi. İnsanın doğduğu büyüdüğü yerleri sevmesi kötü bir şey olmasa gerekti. Yaza doğru kendi arkadaşlarıyla( o zaman bir dershanede öğretmenlik yapmaktaydı) Trabzon'a bir gezi düzenlemişlerdi. Gezi dönüşü soluğu benim yanımda aldı. Abdullah, vallah sizin memleket çok güzeldiiir, çok hoştur. Heyecandan konuşamıyordu. Bir keresinde de üniversiteden Konyalı arkadaşım Oğuz, Trabzon'a gelmişti. Hani göster bakalım o çok güzelim memleketini, deyince kendisini Uzungol'e çıkarmıştım. Soğukkanlı olarak bildiğim Oğuz'un nutku tutulmuştu. Uşaklı arkadaşımıza Trabzon'u tarif etmekte güçlük çekiyor; kelimeler aşureye katılmış bakla, kayısı misali birbirine karışıyordu. Bize sıradan gelen her şey ilgisini çekiyor, o ev oraya nasıl yapılmış, oradan gerçekten de teleferik mi geçiyor, cinsinden bir yığın soruyla da heyecanını açığa vuruyordu.

Sizi bilmem; ama ben en çok yaylaya çıkacağım zaman heyecanlanırım. Hele araba Kangeller'in çamurunu da çıkınca, şu an yol yapılmasına rağmen geçen sene birçok araba yolda kalmıştı, içimi bir huzur kaplardı. Ağaçbaşı, Seslikaya, Sulak... Hele en heyecan duyduğum an, Sulak Yaylası'nın oradaki son virajı geçince hissettiklerimdir. Dua etmeye başlardım, Allah'ım ne olur bu sefer sis olmasın diye. Ne olursa olsun artık huzurluyumdur. Madur'un kendisinden ziyade soğuğu karşılardı bizi. Olsun, buna da şükür. Hani bir laf vardır ya, nerede o eski yaylalar? Doğrudur, Ağustos ayını çıkarsak o eski şenliklerin, heyecanların bittiğine tanık oluruz. Hayat bu işte: acımasız, savurgan, ayırıcı... Herkes geçim derdiyle bir tarafa dağılmış. Sahi düşünüyorum, bir gün herkes aynı anda memleketine dönmeye karar verse ne olur diye. Bunu, eminim hepiniz düşünmüşsünüzdür.

İstanbul'da geçen sene bir anket yapılmıştı. İstanbul'da en çok hangi memleketten var diye. Trabzon çıkmıştı. Trabzolular Derneği'ne giden bir ekip, oradaki
başkanımıza bunun ne kadar doğru olduğunu sormaya karar vermişlerdi. O da Karadenizli zekasıyla cevaplamıştı soruyu:"Evet, doğrudur. Anketten birinci çıkmamız
anormal bir durum değildir. Mikrofonu uzattığınızda çoğu Sivaslı, ben İstanbulluyum, diyecektir; ama bir Trabzonlu bunu asla söylemez. Belki de hiç görmemiştir Trabzon'u. Yine de Trabzonluyum diyebilmektedir, önemli olan da budur." Zaten plaka sevdamız da bizi ele vermiyor mu? Geçenlerde Bursalı bir arkadaş beni çok güldürdü. Yahu Abdullah, bizim memleket şurası, otobüslerimiz bomboş gidiyor. Karadeniz firmalarına bakınca neredeyse hepsini dolu görüyoruz. Sahi, ne var sizin memlekette, diye sormaktan alamıyor kendisini. Ben de gülüyorum. Karadeniz anlatılmaz, yaşanır, diyorum sadece.

Çocukluğumda astım tedavisi için sık sık İstanbul'a giderdik. Bir keresinde, o zaman gar Topkapı'daydı, arabamızın duracağı yerde bir izdiham yaşanmıştı. O zaman "Sürmene Birlik" diye firma vardı. Babam nedir bu durum, sizin işiniz yok mu, ne doluştunuz arabanın yanına, diye sorunca gözlerinin dolu dolu olmasını sağlayacak bir cevap almıştı. Genççe biri:" Dayi, memlegedun havasini aliyirug." demişti.

Trabzon'u, Köprübaşı'nı ve özellikle yaylaları anlatmaya satırlar yetmez. Onu katre ketre yaşamak için görmeniz gerekir. Ne duriysunuz, gitsenuza memleketunuze. Haydi daaaaaaa!
                     
Abdullah Ceyhun AYAR
Bağlı
« Yanıtla #1 : 06 Ocak 2010, 09:38 »
Mustafa Yılmaz
» Görsel Sorumlusu
» Star Üye
*****


Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3.279

WWW
Ynt: Hayden Köprübaşı'na(Naçizane bir söyleşi)

Sayın hocam gerçekten çok güzel bir söyleşi dediğiniz gibi Trabzon'u anlatmaya ne satırlar yeter nede zaman,gerçekten okurken bazı yerlerinde duygulanmadım desem yalan demiş olurum, yazınızda anlattığınız için Trabzonlu olduğuma hatta Köprübaşılı olduğum tabi en başta Türk olduğum için Mevlama şükretiyorum bu güzel söyleşi içinde size şahsım adına teşekkürlerimi iletiyorum.. Saygılarımla...
Bağlı

Emeği Yorumsuz Bırakanın Linki Ölsün.....
« Yanıtla #2 : 06 Ocak 2010, 16:24 »
Haşim-İmamoğlu
» Site Organizatörü
» Star Üye
*****


Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 8.282

WWW
Ynt: Hayden Köprübaşı'na(Naçizane bir söyleşi)

Kültürümüzü anlatan etkileyici bir yazı eline sağlık Ceyhun kardeş devamlarını bekleriz..
Bağlı

Doğruluk sonsuzluğun güneşidir. Nasıl olsa doğar.
« Yanıtla #3 : 06 Ocak 2010, 20:03 »
Ceyhun Ayar
» Deneyimli Üye
****


Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 294

Ynt: Hayden Köprübaşı'na(Naçizane bir söyleşi)

Sayın hocam gerçekten çok güzel bir söyleşi dediğiniz gibi Trabzon'u anlatmaya ne satırlar yeter nede zaman,gerçekten okurken bazı yerlerinde duygulanmadım desem yalan demiş olurum, yazınızda anlattığınız için Trabzonlu olduğuma hatta Köprübaşılı olduğum tabi en başta Türk olduğum için Mevlama şükretiyorum bu güzel söyleşi içinde size şahsım adına teşekkürlerimi iletiyorum.. Saygılarımla...
Teşekkürler... Samimi olarak yapılan her çalışma güzel ve kutsaldır kanaatimce. İnşallah hep birlikte çok güzel çalışmalar yapacağız.
Bağlı
« Yanıtla #4 : 07 Ocak 2010, 08:15 »
Mustafa-Ayar
mustafaayar
» İletişim Sorumlusu
» Star Üye
*****


Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1.727

....Hayallerim kaldı parmak uçlarında....

Ynt: Hayden Köprübaşı'na(Naçizane bir söyleşi)

Öyle yerler vardır ki bir tutam yeşilliğe hasret kalırsınız, ya da şırıl şırıl akan derelerin seslerine.Ki bunların hepsi vardır Manahoz'un vadisinde.Her mevsim yeşillik derler ya işte o cümle şirin ilçem için yazılmıştır.Bizi Manahoz'un ilçesine götürdüğün için teşekkür ederim Sayın abim.
Bağlı

Uğruna ne tırpanlar yedim yüreğime, ne girdaplardan çıktım geceleri ansızın, sensiz....
« Yanıtla #5 : 07 Ocak 2010, 20:51 »
elmassancak
» Çalışkan Üye
***

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 158

Ynt: Hayden Köprübaşı'na(Naçizane bir söyleşi)

             memleketimizin heryeri eşsiz güzellikte aslında fakat yerleri güzel kılan birazda yaşanmışlıklar değil midir?onun için değil midir doğduğumuz ve yaşadığımız yerlere bu denli bağlılığımız.her köşesinde anılarınız,çocukluğunuz canlanır ...bazen çayırlıkta,bazen tarlada bazende bir başka köşesinde ama mutlaka canlanır işte.bazende öyle bir aklınıza düşer ki oralar sevdiklerinizin aklınıza düşmesi gibi...yada ölen bir yakınınızı,arkadaşınızı özlediğiniz gibi ama bilirsiniz ki sağ oldukça kavuşacaksınızdır.
           Yazınız benide oralara aldı götürdü.teşekkür ediyorum.                 
Bağlı
« Yanıtla #6 : 08 Ocak 2010, 12:06 »
canan ayar
» Star Üye
******


Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3.103

Ynt: Hayden Köprübaşı'na(Naçizane bir söyleşi)

harika bir söyleşi ,keyifle okudum teşekkürler.
Bağlı

Doğruluk sonsuzluğun güneşidir. Nasıl olsa doğar.
« Yanıtla #7 : 09 Ocak 2010, 00:40 »
Aynur
» Uzman Üye
*****


Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 887

durmak yok yola devam

Ynt: Hayden Köprübaşı'na(Naçizane bir söyleşi)

harika bir yazıydı.iyiki yazdın die mi sevineyim yoksa iyiki okudum die mi sevineyim.!
Bağlı

görmemek yeğdir görüp divane olmaktan seni
« Yanıtla #8 : 23 Eylül 2013, 17:44 »
Ceyhun Ayar
» Deneyimli Üye
****


Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 294

Ynt: Hayden Köprübaşı'na(Naçizane bir söyleşi)

Sayın hocam gerçekten çok güzel bir söyleşi dediğiniz gibi Trabzon'u anlatmaya ne satırlar yeter nede zaman,gerçekten okurken bazı yerlerinde duygulanmadım desem yalan demiş olurum, yazınızda anlattığınız için Trabzonlu olduğuma hatta Köprübaşılı olduğum tabi en başta Türk olduğum için Mevlama şükretiyorum bu güzel söyleşi içinde size şahsım adına teşekkürlerimi iletiyorum.. Saygılarımla...
Teşekkürler...
Bağlı
« Yanıtla #9 : 23 Eylül 2013, 17:45 »
Ceyhun Ayar
» Deneyimli Üye
****


Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 294

Ynt: Hayden Köprübaşı'na(Naçizane bir söyleşi)

harika bir yazıydı.iyiki yazdın die mi sevineyim yoksa iyiki okudum die mi sevineyim.!
Teşekkürler... Her ikisine de sevin gitsin
Bağlı
Sayfa: [1]
 
Gitmek istediğiniz yer: