+ Köprübaşı Forum » KÜLTÜR VE SANAT » TARİH (Sorumlular: salihsancak61, Hasan Çakır, Lady İstanbul)
Sayfa: [1]
Konu: 24 ŞUBAT 1918 TRABZON'UN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞU  (Okunma Sayısı 3604 defa) Seçenekler Arama
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 23 Şubat 2014, 22:34 »
kalpakli
Celal Malkoç
» Azimli Üye
**


Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 52

24 ŞUBAT 1918 TRABZON'UN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞU

18 NİSAN 1916 ve 24 ŞUBAT 1918 TARİHLERİNİN HARIRLATTIKLARI

Bildiğiniz gibi yarın Trabzon’un Rus İşgalinden kurtuluşunun 96. Yıldönümü kutlanacak. 18 Nisan 1916 tarihinde Ruslar tarafından işgal edilen Trabzon, yaklaşık 22 ay sonra 24 Şubat 1918’de Rus işgalinden kurtarılmıştır.
Torul Adliyesi memurlarından Sadi SELÇUK’un anlatımıyla;

Kahraman Türk Ordusunun Trabzon’a Girişi ve Karşılanması

“Ruslar, merasim kıt’ası olarak mürettep bir piyade alayı ile bir de süvari birliğini Değirmendere’de hazır bulunduruyordu. Çadırda bulunan bu kıt’lardan başka Rus ordusuna mensup parekende hiçbir fert hariçte kalmamıştı. Hacıbeşir mevkiinden hareket ederek öğleden evvel Trabzon’a girecek olan ordumuzun birliklerini karşılamak üzere Değirmendere’den muntazaman hareket eden kıt’alar Taksim Meydanı’ndan geçerek açtıkları yeni şosayı takiben Kavak Meydanı cihetinde şehrin giriş mahallindedeki şosanın iki tarafına karşılıklı olarak safa geçirdiği piyade alayının arka taraflarına da süvari birliğini koymuş, bandosu da yerini almıştı. Bu suretle şehrin batısında Türk askerlerini istikbal etmek üzere tertiplenen Rus kıt’aları, bu merasimi müteakip doğruca vapura gireceklerdi. Bunların arasında İslamları Koruma Cemiyeti’nin reisi de bulunuyordu. Hacıbeşir’le Trabzon arasında yürüyüşte bulunan Türk birliklerinin öncüleri muhtelif semtlerden şehre giriyorlardı.”1

Dalga dalga şehre giren kahraman ordumuzun mümtaz birliklerinin halkla kucaklaşmasını da Sadi SELÇUK şu şekilde anlatıyor:
“Ordunun şehre girişinde ki o mahşer gününde nereye baksan başaklı tarla halinde insan başından dağ taş dolduğu gibi gözlerin kavrayamadığı en son sisli ufuklarda bile boşluk gözükmüyordu. Bu eşsiz manzaranın bir yanında yavrusunu tutan analar, bir yanında ordusunu seyre dalan babalar ve top zilifli kara gözlü civanlarla ve cihan topluluğunun uğultusu şehrin havasını dolduruyordu. Bu anda Türk’ün şanlı alayı ve göklerin alev alev bayrağı geçiyordu. Süvariler dört nala akıyor,ufukları inlete topçular harp havası veriyor ve Barbaros’un torunları sahilden şehre çıkıyorlardı. Fırka’nın kumandanı Soğuksu mıntıkasına çıkmıöş umumi vaziyeti bilhassa denizdeki Rus gemileri ile Değirmendere’de bulunan cephaneliği tarassut ediyordu.”2

İşgalin öncesine de bir bakalım;
“Sivastopol ve Batum bombardımanlarının acılarını çıkarmak için Ruslar ilk önce 17 gemi ile Trabzon şehrini ateşe verdiler. Bu bombardımanda Murathanoğlu Hasan Bey’in, Çulhaoğlu Hacı Kadir Efendi’nin konakları yıkılıp yandılar; şehrin Kemerkaya ve Meydan mahallelerinde evler yıkıldı, yangınlar çıktı. Şirin Hatun Mahallesi’nin sıbyan(çocuk) mahalle okulunun öğretmeni Halim Efendi ile hanımı ikindi namazlarını kılmakta iken evlerine düşmüş olan bir Rus mermisi ile her ikisi de şehit oldular. Savaş yılları boyunca Rus donanması Karadeniz sahillerini, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun, Zonguldak, Rize ve dolaylarını ardı arkası kesilmeyen top ateşine tuttular.”3


1Hatıralarda Trabzon’un Yakın Tarihi ,Shf.202-Hazırlayan:Mehmet Akif Bal
2Hatıralarda Trabzon’un Yakın Tarihi ,Shf.203-Hazırlayan:Mehmet Akif Bal
3Hatıralarda Trabzon’un Yakın Tarihi ,Shf.164-Hazırlayan:Mehmet Akif Bal



Trabzon halkı bu günleri türkülerle şöyle anlatmış;

Urusun gemileri
Hem ileri, hem geri
Urus gözün kör olsun
Ağlattın gelinleri


Yine bu günlerde bir Rus bombardımanını o tarihte(1914) 12 yaşında olan bir kız öğrencinin (Mediha Kayra), ağzından birlikte dinleyelim:
“Teşrinisani’nin(Kasım) üçüncü Pazartesi günü her zamanki gibi okula gitmek için hazırlanıyorduk. Hamit(kardeşi) gitmiş ben daha gitmemiştim. Bir de baktım ki minarede Müezzin Ahmet Efendi beydayım ve daha başkaları denize bakıyorlar. Aşağıdakilere on tane diye işaret ettiler. Oh! Ne saadet... Gemilerimiz geliyordu... Bizim evden deniz gözükmüyordu. Ben gemileri seyretmek hevesiyle her günkünden daha çok bir sevinçle okula gittim. Öğrencilerin ancak dörtte biri gelmişti. Öğretmenlerden de yalnız Müşfika öğretmen vardı.Okula geldiğimizde en önce pencereye koşup sevgili donanmamızı gözetledikten ve içten dileklerimizi Tanrıya arz ettikten sonra arkadaşlarla birlikte bir odaya çekildik. Savaşlardan konuşuyorduk. Birden yırtıcı bir top gümbürtüsü okulumuzu müthiş bir şekilde sarstı. Hepimiz ürktük. Hemen sofaya çıktık. Herkes sofaya toplanmış kimi ağlıyor, kimi bağırıyordu.Okulumuz Saray’a yakın ve denize bakan yüksek bir kale üstünde bulunduğundan korkumuzda haklıydık. Öğretmenimiz – “Korkmayın, bizim gemiler manevra yapıyor” diyorsa da güllellerin müthiş gürültüleri bizi tir tir titretiyordu. Ben korkumdan aklıma gelen şeyi okuyor, denize bakmaya bile cesaret edemiyordum.”4
   Mediha Kayra hanımefendi bizlere yukarıda sadece işgal öncesinin sadece bir gününü anlatır.Oysa ki bu şekilde yaşanmış çok daha fazla günler vardır ve halk dayanamaz muhacirliğe çıkar.


Muhacirliğe çıkışı Muzaffer Lermioğlu şöyle anlatır;
“14 Mart(1916). Hicret etmeden bir daha Trabzon’u görmek arzusuna mukavemet edemeyerek, çocukluğumun,mektep hayatımın pürüzsüz ve şen geçtiği bu şehri son defa gezmek, İmaret Kabristanı’nda meftun bulunan babamın kabrini ziyaret etmek için gittim. Bu gün Rus gemileri Of’ta ki mevzileri top ateşine almışlardı Ateşe büyük savaş gemileri de katılmış olacak ki top sesleri evvelki bombardımanlardan daha çok farklı işitiliyor. Aradaki geniş mesafeye rağmen Pulathane’de ki binaların camlarını ihtizaz ettiriyordu(titretiyordu). Yolda her adım başında dağınık kafileler halinde gelip geçen muhacirler acıklı manzaralarla göze çarpıyordu”5



4Hoşça Kal Trabzon- Mediha Kayra, Shf.17-Günümüz Türkçesine Çeviren: Cahit Kayra
5 Hatıralarda Trabzon’un Yakın Tarihi Shf.176-Muzaffer Lermioğlu




Muhacirliğin ruhlardaki tarifsiz yıkımını Muzaffer Lermioğlu tüm çıplaklığıyla dile getiriyor;

“Harp musibetleri içinde en fecii şüphesiz hicret, yad ellerde açlıkla, sefaletle can vermektir. Sıcak ve şen yuvamızı saadetimizin kaynağı olan ocağımızın başını, ecdadımızın aziz hatıralarını yaşatan bu çatıyı, şimdiye kadar hür ve temiz havasını teneffüs ettiğimiz yurdun bu sevimli parçasını, dolu ambarlarımızı, hayati ihtiyaçlarımızı önleyen tekmil eşyamızı,varımızı yoğumuzu terkederek bu soğuk günde buradan titreye titreye bir serseri gibi sefil ve perişan, kaçacak uzaklaşacaktık.”6

Hicret edenler bu halet-i ruhiye içinde ise bakalım hicret edemeyip şehirde kalmak zorunda olanlar ne durumda idi.

 Rus istilası esnasında Rum ve Ermeni vatandaşlarının mezaliminden halk bıkmış idi. Onların tecavüzleri hakaretleri yanında Moskof istilası bir nimetti. Rumlar ve Ermeniler tarafından kapıları tekmelenmemiş ev kalmamış bazı ailelerin çocukları öldürülmüş idi.Hiç bir islam sokağa çıkamaz olmuştu. Dönemin tanığı Sadi SELÇUK ise hatıralarında şöyle diyordu: “Arasıra evden çıkıp Trabzon’u dolaşıyordum. Türklerin büyük çoğunluğu hicret ettikleri için hasretini çektiğim bir hemşeriye tesadüf edemiyordum.”
Trabzon işgali sırasında Ruslar camiye çevrilmiş yedi eski kilisede namaz kılınmasını yasaklamış ve bunları Rumlara iade etmişlerdi. Müftülük binası basılmış ve Türk bayrağı da indirilmişti.

Ruslar Tekalif-i Harbiye adı altında tüm tüccarların mallarına el koymuşlar, işgal edip boşalttıkları evlerin eşyalarını da müsadere etmişlerdi7.

Burada anlatılmayan Ermeni mezalimi kapsamında çok sayıda acıklı, insan yüreğinin kaldıramayacağı olaylar dilden dile günümüze kadar ulaşmıştır. Allah bir daha göstermesin diyerek son vermek istiyorum. Saygılarımla.

CELAL MALKOÇ





6 Hatıralarda Trabzon’un Yakın Tarihi Shf.180-Muzaffer Lermioğlu
 7 Zafer Şen,Araştırmacı,Tarihçi Yazar, www.zafersen.com Tarih Araştırmaları sitesi Editörü, 26.09.2013
Bağlı

kalpakli
Sayfa: [1]
 
Gitmek istediğiniz yer: